Bir tasarım sunulduğunda odadaki ilk tepki genelde duygusaldır: hoş, temiz, modern. Bunlar işe yarayıp yaramadığını söylemez. Bir sayfanın görevi ziyaretçiyi bir sonraki adıma taşımaksa, onu ne kadar beğendiğimiz değil, kaç kişinin o adımı attığı önemlidir.
Bu yüzden sıralamayı değiştiriyoruz. İnşaya başlamadan önce neyin başarı sayılacağını yazılı hale getiriyoruz: hangi eylem, hangi sayfada, ne kadar artarsa bu iş işe yaradı sayılır. Yazıya dökülmemiş hedef, sonradan herkesin kendine göre yorumladığı bir histir.
Yayından sonra bakılan yer pano olur, toplantı değil. Hangi metnin, hangi yerleşimin, hangi kanalın ne getirdiği orada görünür. İyi giden şey büyütülür, gitmeyen sessizce kapatılır; ikisi de tartışma değil, gözlem.
Bunun bir bedeli var: bazen beğendiğimiz bir işin işe yaramadığını panoda görürüz ve geri almak zorunda kalırız. Rahatsız edici ama dürüst. Alternatifi, herkesin mutlu olduğu ama kimsenin sebebini bilmediği bir sonuçtur.
Ölçmek, sayıyı kutsamak değil. Sayı yalnızca bir soruyu yanıtlar: söz verdiğimiz şey oldu mu, olmadı mı? O soruyu net tuttuğumuz sürece, gerisi süslemedir.