Bir işe başlarken sorulan ilk soru genelde bütçe ya da takvim olur. Biz araya bir soru daha koyuyoruz: bu iş bittiğinde elinde ne kalacak? Cevap çoğu yerde belirsiz, çünkü kod ajansın deposunda, reklam hesabı ajansın yöneticisinde, analytics ajansın e-postasına bağlı kurulur. İlişki iyi gittiği sürece kimse bunu sorun etmez.
Sorun, yollar ayrıldığında çıkar. Devralan ekip sıfırdan başlar, geçmiş veriye ulaşamaz, hangi kararın neyi değiştirdiğini kimse gösteremez. Müşteri parası ödediği işin sahibi değil, kiracısıdır.
Bizde kurulum tersten yürür. Repo, reklam hesapları, analytics ve alan adı senin adına açılır; biz üstünde çalışırız ama mülkiyet ilk günden sende durur. Bu, sonradan pazarlık masasına konan bir ayrıcalık değil; projenin varsayılan kurulumu.
Bunun bir maliyeti var: hiçbir teknik bağımlılık bizi zorunlu kılmıyor. Kalmamızın tek sebebi işin kendisi olmak zorunda. Bunu bilerek seçtik. İyi bir çalışma ilişkisi, çıkışı zor olduğu için değil, kalması mantıklı olduğu için sürer.
Pratikte şu anlama gelir: bir gün başka bir ekip devralırsa, eline çalışan bir sistem ve onun bütün geçmişi geçer; bizden bir aktarım toplantısı değil. Sahiplik bir kapanış jesti değil, baştan kurulan bir zemindir.